kivircikdino:

..
visnerecelii:

Kadın: Günün birinde aynı yoldan geçerken iki yabancı gibi karşılaşsak ne hissederdin?
Adam:  Kalbim acırdı. Üzüldüğümü belli etmemeye çalışırdım. Umursamaz gibi görünmeye çalışırdım. Ya Sen ne hissederdin?
Kadın: Kaybolmuş gibi. Kendi ruhunu kaybetmiş biri gibi hissederdim. Keşkeler dilime dolanırdı galiba. Sana sarılamamanın verdiği acıyı derinden hissederdim. Sanırım sen varlığınla hayatıma anlam katıyorsun. Ve ben bu yüzden çok şanslıyım.
Adam: Günün birinde seni kendi kaderinle baş başa bıraksam ne hissederdin peki?
Kadın: Senden ölünceye kadar nefret ederdim sanırım. Her günü sana lanet okuyarak ve seni deli gibi özleyerek geçirirdim. Ağlardım, yaralarımı üfleyerek sarmaya çalışırdım. Beraber güldüğümüz anları hatırlayarak kendimi avutmaya çalışırdım.Bir daha hiç mutlu olamayacakmışım gibi hissederdim. Bir yanım hep eksik kalırdı. Peki sen hiç kendi kaderinle baş başa bırakıldın mı?
Adam: Ben kendi kaderimle baş başa bırakıldım, hiçbir şey olmuyor yaşamaya devam ediyorsun. En fazla nefesin kesilecekmiş gibi hissediyorsun, bir sigara yakıyorsun ve her şey anında düzeliyor. Hayatın kuralı bu sanırım. İnsan kendi kaderiyle baş başa kalmayı öğrenmedikten sonra hiçbir şeyin üstesinden gelemez. Sevgisizliğin bile.

visnerecelii:

Kadın: Günün birinde aynı yoldan geçerken iki yabancı gibi karşılaşsak ne hissederdin?

Adam:  Kalbim acırdı. Üzüldüğümü belli etmemeye çalışırdım. Umursamaz gibi görünmeye çalışırdım. Ya Sen ne hissederdin?

Kadın: Kaybolmuş gibi. Kendi ruhunu kaybetmiş biri gibi hissederdim. Keşkeler dilime dolanırdı galiba. Sana sarılamamanın verdiği acıyı derinden hissederdim. Sanırım sen varlığınla hayatıma anlam katıyorsun. Ve ben bu yüzden çok şanslıyım.

Adam: Günün birinde seni kendi kaderinle baş başa bıraksam ne hissederdin peki?

Kadın: Senden ölünceye kadar nefret ederdim sanırım. Her günü sana lanet okuyarak ve seni deli gibi özleyerek geçirirdim. Ağlardım, yaralarımı üfleyerek sarmaya çalışırdım. Beraber güldüğümüz anları hatırlayarak kendimi avutmaya çalışırdım.Bir daha hiç mutlu olamayacakmışım gibi hissederdim. Bir yanım hep eksik kalırdı. Peki sen hiç kendi kaderinle baş başa bırakıldın mı?

Adam: Ben kendi kaderimle baş başa bırakıldım, hiçbir şey olmuyor yaşamaya devam ediyorsun. En fazla nefesin kesilecekmiş gibi hissediyorsun, bir sigara yakıyorsun ve her şey anında düzeliyor. Hayatın kuralı bu sanırım. İnsan kendi kaderiyle baş başa kalmayı öğrenmedikten sonra hiçbir şeyin üstesinden gelemez. Sevgisizliğin bile.

Anlatıldığına göre, hissettiğim bu güzel şeylerin sonucunda, içecek, ağlayacak, uykusuz kalacak, midemde kramplarla uzun süre yaşayacakmışım. Şimdi bana bunları hissettiren insan beni umursamayacak, özlemeyecek, belki de hatırlamak bile istemeyecekmiş..Yani bugün sonsuz mutluluk kaynağı olan kişi yarın aynı derinlikte bir mutsuzluğu yaşamama neden olacakmış..Buraya kadar hepsine tamam dedim, sustum ve dinledim. Sonra şu soru geldi aklıma, madem olacaklar konusunda bu kadar bilinçliyiz neden hala aşık oluyoruz? Buna bir cevabım yoktu. Anlatacak en az iki büyük aşk hikayem vardı, ama neden,nasıl aşık olduğum konusunda hiç bir fikrim yoktu. Üzüldüğümde ağlamak gibi, canım istediğinde sigara yakmak gibi. Belki de ağlamak, üzülmek istediğinde ya da bir sigara daha yakmak istediğimde sadece aşık oluyordum..
“sadece aşk” olarak kalamıyordu sonra, sadece “aşk”..
Akılda bir soru bırakıyordu, 
Neden hala aşık oluyorum..?

İnsanın yaşadığı şehir, dünyanın merkezidir. Gri binalarla, cam kulelerle, asfalt yollarla, demir köprülerle, kalabalık meydanlarla dolu bu şehre bak! Şehrin kalbi atıyor. Gece birden bire bir araba alarmı duydun, sonra saydın, 14 kere arka arkaya çaldı alarmlar, bu bir işaret.. Şehir seni uyarıyor, uyanık ol, bu gece uyuma.. Gökyüzünde kırmızı bir balon gördün, sonra bir tane daha, bir tane daha.. Bil ki küçük bir kız çocuğunun kaybolduğu ilan edilmektedir.. Bu ilanı senin yanından geçip gittiğin birisi görür ve küçük kız kurtulur. Paran yok, yardım isteyebileceğin kimsen yok, yalnızsın.. Şurada bir sola dönülmez tabelası mı var, arkasında sana bırakılmış bir şey bulacaksın.. Şehrin bir kenarına atılmış bir çöp, öteki için hazine olabilir ve genç bir kadını sevindirebilir. Sokak köpeklerinin yaralı ve aç olduklarını düşün.. Senin görmediğin birileri onların yaralarını sarmasa, karınlarını doyurmasa neler olurdu? Şehre daha iyi bak! Bir tramvayın taşıdığı kırmızı bir güle bak.. O gül sana haykırılan bir aşk ilanı olabilir. Yaşadığın şehre bak! Hiç görmediklerini göreceksin, onları göreceksin..

Hep başka saatlerde birbirimizi düşünüyoruz.
Geceleri uyumamam için saatlerce başımda beklerdin. Bazı günler, elini öperdim. Saçlarını öpmek mi olurmuş? Bildiğin saçlarını öperdim. Parmaklarımı öperdin. Geçen gün rüyamda seninle konuşurken buldum kendimi, sabahında çok güldüm. Acaba hatırlıyor musun? Belki arkadaşların fotoğraf çekelim dediklerinde makinaya karşı gülümserken geliyorumdur aklına, belki bir lokantada yemeğe para öderken. Çok yeme diye kızmıştım bi’ kere çok sinirlenmiştin. Belki lavaboda ellerini yıkadıktan sonra ellerini havluya sürerken geliyorumdur. Geceleri telefonunu şarja takarken de olabilir aslında, belki bi’ ihtimal. Neden olmasın? Hatırlarsan şarjın bittiğinde de çok sinirlenirdim. Ya da telefonunun şarjı bittiğinde Dünya’ya lanet okurken geliyorumdur di’ mi? Bak o da olabilir. Ama mutlaka gelmeliyim. Lütfen gelmeliyim. Hala kaçıyoruz birbirimizden. Başka insanlara kaçıyoruz. Trenle kaçıyoruz, çok uzaklara, hiç durmuyoruz. Baksana bi’ sen? Neden kaçıyoruz? Ama eminim ki, eğer hiç sevmeseydik şuan yan yanaydık. Belki de yan yana olmamamız bile güzel. Çünkü birbirine deliler gibi aşık olan insanlar, bazen ayrı kalmayı tercih eder. Böyledir çünkü zorunda kalmışlardır, bi’ engel çıkmıştır, bi’ yanlışlık vardır. Bilmem ki sence de öyle değil mi? Ya da ben uyduruyorum. Bu aralar sigaradan ölen amcamı çok özlüyorum. Keşke yaşasaydı diyorum. Çok rakı içerdi , hep ”bir şey olmaz” derdi. Öldü. Bu arada sadece ikimizin bildiği yerlerde kokunu Allah belamı versin ki, ciğerimde hissedebiliyorum. Nasıl oluyor? Ama kötü oluyorum. Gerçekten kötü oluyorum. Yalnız, gözlerim dolmuyor ya da ağlamıyorum. Ağlayamıyorum. “Keşke ağlayabilsem” diyorum. Bazen “hadi gidelim” diyorum yanımda kim varsa, bazen dakikalarca öylece duruyorum. Sen de aynısını hissediyor musun o yerde diye düşünüyorum arabanın camından bakıp eve giderken. Amma da şey düşünüyorum. Bazen çok şey biliyorum, bazen hiçbir şey bilmiyorum. Belki de diyorum, belki de sırılsıklam aşıktın ama bitmesi gerekti. Belki de diyorum, belki de hiç ama hiç sevmedin. Ama ben hep seviyorsun sandım. Belki de kaybettiğimi sandım ama hiç kazanmadım. “Hala unutamadın mı?” sen deyip dalga geçen biri olmasaydı bunların hiçbirini düşünmezdim de, bilmiyorum ki belki de hala seni kaybetmeye çalışıyorum. Kim bilir? Belki de hala seni sevmemeye çalışıyorum.

Hayat bana sevmeyi öğretti,değer vermeyi.Birleri tarafından sevilmenin ne kadar güzel bi duygu olduğunu,insanlar için ne anlam ifade ettiğimi öğretti. Değmeyenler için hıçkıra hıçkıra ağladığım günleri unutmamayı,her zaman yanımda olanların kıymetini bilmeyi,her zaman o kahkahalara boğulup beraber ağladığın arkadaşlarına o kadar da çok güvenmemek gerektiğini öğretti . En önemlisi de kendime yapılmasından hoşlanmadığım bir şeyi başkasına yapmamam gerektiğini öğretti . Onca şey yaşadım . Hatalar yaptım . Peki ya pişman mıyım ?
- Hayır . Çünkü bazen doğru bildiğin şeyi yapmalısın sonuçların canı cehenneme.

Olmuyor değil mi ?..

Ne yaptığını merak ediyorsunuz. Nerede olduğunu ne yaptığını deli gibi merak ediyorsunuz. Yüzü, gülüşü, susuşu aklınızdan gitmiyor. İçtiğiniz kahve geliyor aklınıza gittiğiniz film, tartıştığınız konu.. Olmuyor değil mi, sesini özlüyorsunuz kiminin gözleri ona benziyor kiminin elleri. Üşümüşlük hissi içinizi kaplıyor, gitmiyor, donuyor. Zaman zaman karnınızdan kalbinize yürüyen bir ağrı hissediyorsunuz ve o kahrolası sorular.. Acaba hayatında biri mi var?.. Kimseyi öptü mü? Birine sarıldı mı? ve daha da acısı.. Beni Unuttu mu? bu size de oluyor değil mi?.. ve aslında olmuyor değil mi.. Onsuz olmuyor?..”!!”